Dalgaların Sesi - Son Gün/ Sessizlik

Su, var olduğu günden bu yana, hiç bu kadar güzel görünmemişti belki...

Okyanus, derinliklerini apaçık seriveriyordu günün ışıklarıyla, göklerin yankısını sunarken...

Ve dalgındı dalgalar… hayrandı kadın... suskundu erkek...

Ve dar kalınan her kıyı gibi oluvermişti işte sonlu kıyısı okyanus'un...

Dalgaların Sesi - 30. Gün/ İki Ses

Dudakları, durulmuş su kadar sessizdi  genç kadının...

Genç adam, ona söylemek istediklerini söylemeyecekti.

Saçlarındaki ışıklar güneşten alınmış gibiydi... göz bebekleri de solgundu...

Ve seslerin aksi okyanustan döndü ansızın:

Dalgaların Sesi - 29. Gün/ İki Ses

Genç kadın, duru ve sevgi dolu bakışlarıyla aradı gözlerini genç adamın...

"Hiç,sana benzeyen birine rastlamadım!"dedi. "Seni tanımak....bir düşte yaşamak gibi..."

Genç adam irkildi... gülümsedi:

"Seni de!" dedi.

Dalgaların Sesi - 28. Gün/ İç Sesler

Saçlarının  rengine kanmamıştı genç kadının... gözlerinin de... düşüncelerinin ardsızlığına takılıvermişti yüreği...

Elleri ellerindeyken kendi kıyısında değildi okyanusun... hayâllerin içinde de değildi...

Yaşlı Bilge'nin sesinde buluyordu ruhunu... genç kadınsa eşlik ediyordu içine...

Dalgaların Sesi - 27. Gün/ Sessizlik

Buruk çay tadında yükseldi, yüreklerindeki heyecan... özlememişlerdi hiç, özlemin ilk anlamıyla...

Doydukları, duyduklarını anladıkları bu yerde  her şey aynıydı; kendilerinden başka...

Her zamanki gibi; dalgaların öyküsünü anlatıyordu, sonsuz kadar sesle okyanus...

Dalgaların Sesi - 26. Gün/ İç Ses

Hassastı... alınganlıktan çok daha önde, ötede... Anlam kattığı, anlamını kabullendiği kimliği doyasıya anlamak ve onunla anlaşmak isterdi...

Okyanus'un hayatla hemzemin oluşturduğu noktada yüklendiği koca yalnızlık, tükenmeyen uzun bir soluktu...

Tükenmesini istediği zamanlar da vardı... Paylaşmanın bir hedef olduğu zamanlar, artık eskisi kadar sıkça değildi...

Dalgaların Sesi - 25. Gün/ İç Ses

Genç kadın gerideki zamanı düşündü... eskidikçe heyecanını arttıran zamanı... gülümsedi; uzun süredir ilk kez...

Güzelliğini düşündü. Güzelliğin göreli mesafelerinde hep, güzel olduğuna inandığı güzelliklerini düşünürdü...

Her insan güzel değildi elbet... güzelliğin, iç ile bir olmaklığın en özlem duyulası nitelik olduğunu biliyordu...

Dalgaların Sesi - 24. Gün/ İç Ses

Rüzgarın hızıydı, yüreğinden geçip giderken üşüdüğünü hissettiren... Dalları kırık ağaçlar gibi, engelleyecek direnci de kalmamıştı sanki...

Yorgundu; neden yorulduğunu bile bilmeden... dalgaların duygulu çırpınışlarında bir yüz, karanlık göğü aydınlatmaya çalışıyor gibiydi...

Dalgaların Sesi - 23. Gün/ Sessiz Ses

Sevgiyle baktı genç adam; özlemişti onu...

Bu kıyı, uzun öykülerin sıcak yuvasıydı...

Islak ve tutkulu tüm duygular buradaydı; çıplak ve davetkâr...

Ve buraya hep gelecekti...

Dalgaların Sesi - 22. Gün/ İç Sesler

Tüm öykülerini düşündü genç adam... tuhaflaştı, irkildi ve yeniden düşündü...

Aklı başında olmak, ne derin görelilikler sunuyordu insana...

Sanatçı kimlikleri hatırladı; ne kadar zıt ve sıradışıydılar.. .insan göreliliklerine göre, normal değildiler...