Harflerin Öyküsü 10

'Etki, yeterlilik, güven, güç, denge, vurgular'


Herhangi bir yazı, okunurken diri ve etkileyici olmalıdır.

Sözcükler alışılagelmiş düzeneklerle sunuluyor ve anlamları dokunulmadan kalıyorsa, etkisi harcanan emek kadar olacaktır.

Planlanmış anlamlar yeterlilik sınırını aşınca sözcüklere olan güven de kaybolabilir. Onlara yüklenen yan anlamlar, süreklilik arz ederse eğer; kullandığınız dil tamamen yan anlamlı sözcüklerden oluşan bir bütün olur.

Harflerin Öyküsü 9

 'Plan/tasarım, farklılık ve şemâlar'

 İyi bir oyuncu, oyununun izlenebilirliğini oyunu izlendikten sonra ölçer. İyi bir yazar da aynı perspektifle bakmak zorundadır. Ancak, iyi bir taktisyen aynı perspektifi kullanmaz; izleyicilerin bakış açılarına uygun olanı değil, bakış açılarını farklılaştıranı arar. Yeniye, değişime ve en iyiye odaklanmış bir üretici denenmemiş olanı, deneyimleriyle ortaya çıkarır.

Bir mimar, farklı olanı tasarlar.

Farklı bir yazar da konusunu işlemeden önce onu akış şemâlarıyla sınırlamalıdır,yönlendirmelidir. Tek merkezli içiçe çemberler, paralel girişlerin bağlantı destekleriyle bütünleşmesi, soy ağacı şemâsı ve daha bir çok şablon üretim aşamalarında kullanılabilir.

Harflerin Öyküsü 8

'Ses dizini-mûsikî'

Her yazının içerdiği konuya uyumlu bir ses dizini vardır. Gözler aracılığıyla, hâfızânın derinliklerine yapılan "okuma" eylemi bir yolculuksa eğer; bu yolculuğu zevkli kılan etkenlerden biri de canlandırılan bu mûsikîdir.

Yazıyı seslerin görüntüsü olarak kabul eden ilk zamanların "okuryazar" olmayan câhilleri bile, bu gerçeğin etkisinde kalmaktaydılar.

İşlenen konu ne olursa olsun, yazıcının ustalığı, kelimelerle hafızanın geniş kapsamlı işbirliğini sağlamak zorundadır. Bazen bir özlem, bazen bir acı, bazen de düşünülmeyenlerin uyandırdığı merak sözcüklerin mûsikîsinde tahmin edilemeyecek etkilerle ortaya çıkar.

Harflerin Öyküsü 7

'Duyuş'

 Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda duyarsınız. Tüm duyu organlarınız diri ve sağdır. Elleriniz duyuşlarınızı yazacak kağıt-kalem arar. Ancak korkularınız ağır basar; duyuşlarınızın dağılacağını düşünürsünüz... Dağılır.

İyi bir yazıcı, anlık değişimleri yakalamaya çalışmaz. Yazmak istediklerini dilediği zaman yazar. Birikimlerini, duyuşlarını organize edebilmek için,  iyi bir konsantre dönemi geçirmek zorundadır.Tasarladığı metni, çarpıcı yönleriyle değerlendirir ve yazar.

Harflerin Öyküsü 6

'Sistem, dil-ses-anlam bağı'


İyi bir yazı giriş-gelişme-sonuç dizinini içermek zorundadır. Size öğretildiği gibi, bu sıra bozulmadan da yazınızı düzenleyebilirsiniz... Ancak; bunun kesin bir kural olmadığını, yazarken anlayacaksınız.

Dilediğiniz zaman sonuçla başlayabilir, gelişmeyle devam eder ve girişle bitirebilirsiniz yazınızı... Bu konudaki özgürlüğünüzü ancak siz kısıtlayabilirsiniz.

Eksiksiz bir yazıda en önemli unsurlardan biri parağraflarınız arasındaki dil-ses ve anlam bağıdır. Bu bağ, yazınızı okunur hâle getirir. Bir çırpıda gözlenebilir ve algılanabilir olmanızı sağlar.

Harflerin Öyküsü 5

'Ayna, Tutarlılık'

 Anlatımlar, bilginizin ve kişiliğinizin aynasıdır. Siz, kendinize ait değerleri yalnızca konuşarak yansıtmazsınız. Yazdıklarınız, etkilendiğiniz tüm yazarlardan farkında olarak ya da olmayarak aldıklarınızı da okuyucuya aktarır...

Etkileşimler normaldir, çünkü; hiçbir şey etkileşim olmadan var olmaz. Yazılarınızda dikkat etmeniz gereken en önemli şey "tutarlılık"tır. Tutarlılık, sizin kişiliğinizin geliştiği düzeyi de gösterir...Tutarlılığınızı ölçebilmeniz için, eski yazılarınızı asla ihmal etmemelisiniz...

Harflerin Öyküsü 4

'Süreklilik'

Tekrarladığınız her şey, her tekrarda yeni eksikler görmenizi sağlar... Tekâmül, içerdiği basamakların sağlamlığı ölçüsünde iyiye doğru yön alır. Yazdıkça, eksiklerinizi fark edersiniz... Ancak bilmenizi istediğim şu; yazmış olduğunuzu düzeltmekten daha çok, yeni yazılarda hata yapmamaya çalışın... Yaptığınız hataları tekrarlamayın... Ve asla yazdıklarınızı yok etmeyin...

Yaşadıklarınızı olduğu kadar, yazdıklarınızı da takip etme yeterliliğiniz varsa doğruların arttığı bir hayatınız var olacak demektir...

Harflerin Öyküsü 3

"Ses, vurgu, anlam ve amaç"

'Özel'lik

 Uzun yıllar geride kaldığında, biriktirdiklerinize bakmak istersiniz; ancak hafızanızı ve bilincinizi didikleme şansınız yüksek olmadığından bunu yapamazsınız...

Bu arada ayrıntılara önem verdiğinizi görürsünüz. Düşüncelerinizin altyapısını oluşturan hemen her şeyi "öğrenerek" elde ettiğinizi görünce mutluluk duyarsınız. Hayatın içinde olmadığınızdan olsa gerek, "öğrenme"nin yalnızca "okumak"la mümkün olduğu yanılgısı içindesinizdir." Yaşayarak öğrenme",yakın durduğunuz iklimde henüz filizlenmemiştir...

Harflerin Öyküsü 2

'Öz geçmiş'

Çocukluğumun ilk yıllarını düşünürken, okuduğum kitapları hatırlıyorum. Onları yazanları hep merak ederdim. Çok şey bildiklerini kabul etmemle birlikte, bildiklerini nasıl yazdıklarını düşünürdüm...

Yazmayı istedim. Yazmak; okunmak içindi. On ve onüç yaşları arası, yazma isteğimi uygulama dönemimdi...

Kalemin gücünü fark etmem uzun yıllar alacaktı... Aldı da. Yazma isteğim, canlı ve yaşayan bir varlığa dönüşünceye kadar neler yaşadığımı anlatmak istiyorum aslında...

Harflerin Öyküsü 1

'Gerekçe'

Neden harflerin öyküsü?...

Yazmayı seven herkesin anlatım öyküleri vardır... Benim birçok öyküm var... Bu öyküleri zaman zaman burada sizinle paylaşmayı düşünüyorum...

Nasıl yazdığımı bilmenizi istedim; siz de yazmak istersiniz diye umuyorum... umursamamanız da mümkün... Kendini beğenmiş olmakla da suçlayabilirsiniz beni... ama düşünmenizi isterim ki; bunu sanırım yalnızca ben yapıyorum... ve burası da bir okul olmalı... yazı okulu...